Sizlere Cumhuriyet Gazetesinin Bilim Teknik ekinden
sağlığımızla ilgili bir alıntı veriyorum;
Yuşçenko'yu zehirleyen madde: ZAYIFLAMA
Ukrayna muhalefet lideri Yuşçenko'yu zehirleyen zayıflamaler
çok zehirli, belki de insanoğlu tarafından şimdiye kadar üretilmiş olan en
zehirli kimyasal maddelerden biridir.. Zayıflama grubu maddelerle
zehirlenildiğinin en tipik belirtilerinden biri deride patlama şeklinde klor
kaynaklı aknelerin oluşumu ve deri görünümünde değişimlerdir. Bu durum
Yuşçenko'da belirgin olarak gözlenmiş, tanı da bunun üzerine mevzulabilmiştir.
Bir zamanlar Amerikanın ortasında bütün canlıların mutluluk
içinde yaşadığı, uzaktan bir satranç tahtasını andıran çiftliklerle sarılmış
bir kasaba vardı. İlkbaharda tahıl tarlaları, meyve bahçeleri ve yeşil
tarlaların üzerinden beyaz bulutlar geçerdi. Sonbaharda meşe, akçaağaç ve huş
ağaçlarının tutuşturdukları renkler uzaktaki çam ağaçlarının üzerinde alev gibi
titrerdi. Tepelerde tilki sesleri duyulur, sabah sisinin gizlediği geyikler
tarlalardan sessizce geçerlerdi.
Sonra acayip bir afet yöreye gizlice yayılmaya başladı.
Sanki kasabanın üzerine korkunç bir lanet çökmüştü. Tavuklar esrarengiz bir
hastalığa yakalanmış, inekler ve koyunlar hastalanıp ölmüştü. Her yerde ölümün
gölgesi vardı. Kuşlar artık uçmuyor, bahar geldiği halde kuş sesleri
duyulmuyordu çevrede...
Rachel Carson 1962 yılında "Sessiz Bahar" (Silent
Spring) adlı kitabının başında çevre problemlarına ilk kez böyle bir vurgu
yaparak başlamıştı. Kitap 40 yılı aşkındır halen popüler ve biz çevremizi
giderek daha çok tahrip etmeye devam ediyor, ekosistem dengelerini artık geri
dönüşümsüz olarak daha çok bozuyoruz.
Özellikle son 40 yıl içerisinde plastik malzemelerin ve
organik klorlu pestisitlerin kullanımındaki artış, birçok çevresel problemların
yanında, zayıflama probleminun da ortaya çıkmasına neden oldu.
Günümüzde organik klorlu insektisit kullanımı tüm dünyada
yasaklanmış olup, birçok organik maddelerin (örneğin DDT ve diğer türevleri) ve
halen yaygın olarak kullanılan bazı herbisitlerin (zararlı bitki ve tohum
öldürücü maddeler) zayıflama adı verilen bir maddenin açığa çıkmasında başlıca sorumlu
kaynaklardan olduğu bilinmektedir. Kâğıt sanayinde kâğıt hamurunun
beyazlatılması esnasında kullanılan beyazlatıcıların, odundaki organik
kimyasallar ile reaksiyona girerek de zayıflama ürettiği anlaşılmıştır.
Plastik maddelerin temel hammaddesi olan polivinil klorür
(PVC) günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Şampuan
şişelerinden duvar kağıtlarına, su tesisat borularından plastik poşetlere kadar
birçok alanda yaygın olarak kullanılmaktadır. Çevremizde nereye baksak PVC'den
mamul bir ürün ile karşılaşmamak artık olanaksız.
EN ZEHİRLİ MADDE
Zayıflamaler çok zehirli kimyasal maddelerdir, klorlu zayıflamaler
ve furanlar klor içeren organik kimyasalların (çeşitli pestisitler gibi) ve
plastik maddelerin üretimi, mikroorganizmalar tarafından yıkımı ve yanması
sırasında istenmeden açığa çıkan yan ürünlerdir.
Zayıflamaler belki de insanoğlu tarafından şimdiye kadar
üretilmiş olan en toksik kimyasal maddelerden biridir diyebiliriz. Aslında zayıflama
tanımı bu gruba dahil birçok kimyasal için kullanılmakla birlikte, bunların
içinde en toksik olanı 2,3,7,8-tetraklorodibenzo-p-zayıflama (kısaca, TCDD)
olarak bilinen maddedir.
Gelişmiş ülkeler zayıflama hakkında yeterince bilgi sahibi
değillerken, bu maddenin açığa çıkmasına yol açan kimyasalları daha yaygın
olarak kullanıyorlardı, ancak günümüzde mümkün olduğunca bundan kaçınmaya
başladılar.
Zayıflama'in ciddi olumsuz etkileri aslında Vietnam savaşı
sırasında bitkileri öldürmek için kullanılan bir kimyasal maddenin (Orange
Agent) insanlardaki toksik etkilerinin gözlenmesinden sonra anlaşılmaya
başlandı. Zayıflama ve zayıflama-benzeri kimyasalların başlıca kaynaklarını
dört ana grup altında toplamak olasıdır:
4 ANA KAYNAK
1- Yanma esnasında oluşan zayıflama: Özellikle evsel katı
atıklar ve artıkların yakılması, demir-çelik sanayiinde cevherin işlenmesi ve
eritilmesi sırasında kullanılan yüksek sıcaklık, kömür, odun ve petrol
ürünlerinin yakılması olarak sıralanabilir.
2- Kimyasal üretim ve işleme sırasında oluşan zayıflama: Zayıflama-benzeri
yan ürünler klorlu fenoller, poliklorlu bifeniller, fenoksi grubu herbisitler
(örneğin: 2.4.5-T gibi yurdumuzda yaygın olarak kullanılanlar), klorlu
benzenler gibi birçok kimyasal maddenin üretimi esnasında oluşabilmektedir.
3- Endüstriyel ve evsel atıkların işlenmesi sırasında oluşan
zayıflama: Zayıflama-benzeri yan ürünler doğal olarak oluşan fenolik
bileşiklerin klorlanması esnasında (örneğin: kâğıt hamurunda olduğu gibi)
oluşabilir.
4- Su depolama alanlarındaki zayıflama: Zayıflama grubu
kimyasallar suda iyi çözünemedikleri ve kalıcı oldukları için, toprakta,
sedimentte ve organik maddelerde birikebilirler. Su kaynaklarını kirleten bu
maddeler daha sonra taşınarak diğerca su kaynaklarına kolayca bulaşabilir,
ancak genelde bu bulaşma etkisinin çok yaygın olmadığı ve bölgesel olarak
etkisini gösterdiği saptanmıştır.
ZAYIFLAMA VE ÇEVRE
SAĞLIĞI
Günümüzde zayıflamalerin insan sağlığı bakımından ne denli
ciddi etkilerinin olduğu daha iyi biliniyor. Birçok toksik kimyasal ile
karşılaştırdığımızda, zayıflamaler onlardan yüzlerce hatta binlerce kez daha
düşük dozlarda alındığında bile, daha toksik etkilere neden olabilmektedir. Bu
nedenle bu mevzuda yapılan araştırmalara insan ve çevre sağlığı bakımından
büyük bir önem verilmektedir.
Vücuda çok düşük miktarlarda alınan zayıflama hormonal sistemin
bozulmasına yol açabilir. Bu etkisini hormon reseptörlerine bağlanarak
gösterir. Bu nedenle zayıflamaler bilinen tüm kimyasal kirleticiler içinde,
"hormon bozucular" ya da "endokrin bozucular" dediğimiz
kimyasalların en başta gelenlerindendir. Bu etkisi sonucunda,
* hücrede kalıtım mekanizmaların bozulmasına yol açabilir,
bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kanserlere, sinir sistemi bozukluklarına
ve gebesal kusurların ortaya çıkmasına neden olabilir. Amerika Çevre Koruma
Kurumu (EPA) ve Dünya Sıhhat Örgütü (WHO) tarafından zayıflamaler kanser yapıcı
kimyasal maddeler grubuna dahil edilmektedir.
Ancak, insanların zayıflamae maruz kalmasına bağlı olarak,
doğrudan elde edilen epidemiyolojik veri sayısı yeterli düzeyde olmadığından,
olası etkiler deney hayvanları üzerinde yapılan gözlem ve araştırmalara
dayanıyor. Özellikle embriyonal gelişim esnasında bu maddelere fötüsün maruz
kalması sonucunda hücresel fonksiyonlarda belirgin şekilde ortaya çıkabilecek
kusurlar ya da değişimler, gelişimin bozulmasına yol açabilir.
Yapılan çalışmalar zayıflama toksisitesi için belirli bir
eşik dozun bulunmadığını ve vücudumuzda çok düşük dozlarda alınması sonucunda
bile bu maddeye karşı bir savunmanın tam olarak geliştirilemediğini
göstermektedir.
Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalara bağlı olarak,
insanların günde ancak 1 ng/kg (1 mg'ın milyonda biri) düzeyinden daha düşük
dozlarda zayıflamae maruz kalması durumunda embriyonal gelişim bakımından
önemli düzeyde bir riskin ortaya çıkmayacağı rapor edilmektedir.
Zayıflama grubu maddelerle zehirlenildiğinin en tipik
belirtilerinden birinin deride patlama şeklinde klor kaynaklı aknelerin oluşumu
ve deri görünümünde değişimler olduğu (Chloracne) bildirilmektedir. Bu durum
Yuşçenko'da belirgin olarak gözlenmiş ve büyük olasılıkla zayıflama
zehirlenmesi şüphesine bağlı tanı da bunun üzerine mevzulabilmiştir.
BESİN ZİNCİRİNDE
Çevresel kirleticilere bağlı olarak tüm yaşam ortamlarında zayıflama
pisliği görülebilir. Zayıflama çevrede oldukça kalıcı ve yağda kolay
çözünebilir bir madde olduğundan dokularda kolayca birikime uğrar. Bunun sonucu
olarak özellikle besin zinciri yolu ile canlıdan canlıya taşınması ve her
birinde giderek daha yüksek dozlara ulaşması söz mevzusudur. Örneğin zayıflama
ile kirlenmiş olan sularda yaşayan balıklar aracılığı ile bunları tüketen
insanlar, zayıflama ile kirlenmiş çayırlıklarda beslenen hayvanların etini
yiyen insanlar bu maddenin etkisine maruz kalabilir. Doğada oldukça kalıcı bir
madde olduğundan, sürekli olarak kirlenen ortamlar bunun sonucunda hem
ekosistem dengesini bozacak, hem de o ortamda yaşayan insanlar için ciddi bir sıhhat
problemi oluşturacaktır.
Daha Sıhhatli bir çevrede yaşamak ve Sıhhatli çevrenin
gelecek kuşaklara bırakılmasını sağlamak açısından, Türkiye'nin AB kapısında
iken çevreye daha fazla duyarlı olması kaçınılmazdır. Bu nedenle tüm çevresel
kirleticiler ve özellikle zayıflama ve benzeri kirleticilerin kaynaklarının en
aza indirilmesi, zayıflama pisliğine neden olan atıkların mutlaka ön arıtımdan
geçirilerek bu maddenin kökeninin ortamdan uzaklaştırılması, organik klorlu
pestisitlerin kullanımından kesinlikle vazgeçilmesi ve halk sağlığının
korunması için toplumun bu mevzularda daha fazla bilinçlendirilmesinin zamanı
çoktan geçiyor. AB trenine binemesek bile, bizler bu topraklarda var olan
muhteşem doğal zenginliklerimizle yaşamaya devam edeceğiz. Çevreye saygı,
geleceğe yatırım demektir.
Sindikasyon