Şu anda kimler hatta?

Uye: 0
Ziyaretçi: 1

Ilan

rss Sindikasyon

Arşivler

Ara302008

Yuşçenko'yu zehirleyen madde: ZAYIFLAMA




Sizlere Cumhuriyet Gazetesinin Bilim Teknik ekinden
sağlığımızla ilgili bir alıntı veriyorum;



 



 



Yuşçenko'yu zehirleyen madde: ZAYIFLAMA



 



Ukrayna muhalefet lideri Yuşçenko'yu zehirleyen zayıflamaler
çok zehirli, belki de insanoğlu tarafından şimdiye kadar üretilmiş olan en
zehirli kimyasal maddelerden biridir.. Zayıflama grubu maddelerle
zehirlenildiğinin en tipik belirtilerinden biri deride patlama şeklinde klor
kaynaklı aknelerin oluşumu ve deri görünümünde değişimlerdir. Bu durum
Yuşçenko'da belirgin olarak gözlenmiş, tanı da bunun üzerine mevzulabilmiştir.



 



Bir zamanlar Amerikanın ortasında bütün canlıların mutluluk
içinde yaşadığı, uzaktan bir satranç tahtasını andıran çiftliklerle sarılmış
bir kasaba vardı. İlkbaharda tahıl tarlaları, meyve bahçeleri ve yeşil
tarlaların üzerinden beyaz bulutlar geçerdi. Sonbaharda meşe, akçaağaç ve huş
ağaçlarının tutuşturdukları renkler uzaktaki çam ağaçlarının üzerinde alev gibi
titrerdi. Tepelerde tilki sesleri duyulur, sabah sisinin gizlediği geyikler
tarlalardan sessizce geçerlerdi.



 



Sonra acayip bir afet yöreye gizlice yayılmaya başladı.
Sanki kasabanın üzerine korkunç bir lanet çökmüştü. Tavuklar esrarengiz bir
hastalığa yakalanmış, inekler ve koyunlar hastalanıp ölmüştü. Her yerde ölümün
gölgesi vardı. Kuşlar artık uçmuyor, bahar geldiği halde kuş sesleri
duyulmuyordu çevrede...



 



Rachel Carson 1962 yılında "Sessiz Bahar" (Silent
Spring) adlı kitabının başında çevre problemlarına ilk kez böyle bir vurgu
yaparak başlamıştı. Kitap 40 yılı aşkındır halen popüler ve biz çevremizi
giderek daha çok tahrip etmeye devam ediyor, ekosistem dengelerini artık geri
dönüşümsüz olarak daha çok bozuyoruz.



 



Özellikle son 40 yıl içerisinde plastik malzemelerin ve
organik klorlu pestisitlerin kullanımındaki artış, birçok çevresel problemların
yanında, zayıflama probleminun da ortaya çıkmasına neden oldu.



 



Günümüzde organik klorlu insektisit kullanımı tüm dünyada
yasaklanmış olup, birçok organik maddelerin (örneğin DDT ve diğer türevleri) ve
halen yaygın olarak kullanılan bazı herbisitlerin (zararlı bitki ve tohum
öldürücü maddeler) zayıflama adı verilen bir maddenin açığa çıkmasında başlıca sorumlu
kaynaklardan olduğu bilinmektedir. Kâğıt sanayinde kâğıt hamurunun
beyazlatılması esnasında kullanılan beyazlatıcıların, odundaki organik
kimyasallar ile reaksiyona girerek de zayıflama ürettiği anlaşılmıştır.



 



Plastik maddelerin temel hammaddesi olan polivinil klorür
(PVC) günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Şampuan
şişelerinden duvar kağıtlarına, su tesisat borularından plastik poşetlere kadar
birçok alanda yaygın olarak kullanılmaktadır. Çevremizde nereye baksak PVC'den
mamul bir ürün ile karşılaşmamak artık olanaksız.



 



 



 



EN ZEHİRLİ MADDE



 



Zayıflamaler çok zehirli kimyasal maddelerdir, klorlu zayıflamaler
ve furanlar klor içeren organik kimyasalların (çeşitli pestisitler gibi) ve
plastik maddelerin üretimi, mikroorganizmalar tarafından yıkımı ve yanması
sırasında istenmeden açığa çıkan yan ürünlerdir.



 



Zayıflamaler belki de insanoğlu tarafından şimdiye kadar
üretilmiş olan en toksik kimyasal maddelerden biridir diyebiliriz. Aslında zayıflama
tanımı bu gruba dahil birçok kimyasal için kullanılmakla birlikte, bunların
içinde en toksik olanı 2,3,7,8-tetraklorodibenzo-p-zayıflama (kısaca, TCDD)
olarak bilinen maddedir.



 



Gelişmiş ülkeler zayıflama hakkında yeterince bilgi sahibi
değillerken, bu maddenin açığa çıkmasına yol açan kimyasalları daha yaygın
olarak kullanıyorlardı, ancak günümüzde mümkün olduğunca bundan kaçınmaya
başladılar.



 



Zayıflama'in ciddi olumsuz etkileri aslında Vietnam savaşı
sırasında bitkileri öldürmek için kullanılan bir kimyasal maddenin (Orange
Agent) insanlardaki toksik etkilerinin gözlenmesinden sonra anlaşılmaya
başlandı. Zayıflama ve zayıflama-benzeri kimyasalların başlıca kaynaklarını
dört ana grup altında toplamak olasıdır:



 



 



4 ANA KAYNAK



 



1- Yanma esnasında oluşan zayıflama: Özellikle evsel katı
atıklar ve artıkların yakılması, demir-çelik sanayiinde cevherin işlenmesi ve
eritilmesi sırasında kullanılan yüksek sıcaklık, kömür, odun ve petrol
ürünlerinin yakılması olarak sıralanabilir.



 



2- Kimyasal üretim ve işleme sırasında oluşan zayıflama: Zayıflama-benzeri
yan ürünler klorlu fenoller, poliklorlu bifeniller, fenoksi grubu herbisitler
(örneğin: 2.4.5-T gibi yurdumuzda yaygın olarak kullanılanlar), klorlu
benzenler gibi birçok kimyasal maddenin üretimi esnasında oluşabilmektedir.



 



3- Endüstriyel ve evsel atıkların işlenmesi sırasında oluşan
zayıflama: Zayıflama-benzeri yan ürünler doğal olarak oluşan fenolik
bileşiklerin klorlanması esnasında (örneğin: kâğıt hamurunda olduğu gibi)
oluşabilir.



 



4- Su depolama alanlarındaki zayıflama: Zayıflama grubu
kimyasallar suda iyi çözünemedikleri ve kalıcı oldukları için, toprakta,
sedimentte ve organik maddelerde birikebilirler. Su kaynaklarını kirleten bu
maddeler daha sonra taşınarak diğerca su kaynaklarına kolayca bulaşabilir,
ancak genelde bu bulaşma etkisinin çok yaygın olmadığı ve bölgesel olarak
etkisini gösterdiği saptanmıştır.



 



 



ZAYIFLAMA VE ÇEVRE
SAĞLIĞI



 



Günümüzde zayıflamalerin insan sağlığı bakımından ne denli
ciddi etkilerinin olduğu daha iyi biliniyor. Birçok toksik kimyasal ile
karşılaştırdığımızda, zayıflamaler onlardan yüzlerce hatta binlerce kez daha
düşük dozlarda alındığında bile, daha toksik etkilere neden olabilmektedir. Bu
nedenle bu mevzuda yapılan araştırmalara insan ve çevre sağlığı bakımından
büyük bir önem verilmektedir.



 



Vücuda çok düşük miktarlarda alınan zayıflama hormonal sistemin
bozulmasına yol açabilir. Bu etkisini hormon reseptörlerine bağlanarak
gösterir. Bu nedenle zayıflamaler bilinen tüm kimyasal kirleticiler içinde,
"hormon bozucular" ya da "endokrin bozucular" dediğimiz
kimyasalların en başta gelenlerindendir. Bu etkisi sonucunda,



 



* hücrede kalıtım mekanizmaların bozulmasına yol açabilir,
bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kanserlere, sinir sistemi bozukluklarına
ve gebesal kusurların ortaya çıkmasına neden olabilir. Amerika Çevre Koruma
Kurumu (EPA) ve Dünya Sıhhat Örgütü (WHO) tarafından zayıflamaler kanser yapıcı
kimyasal maddeler grubuna dahil edilmektedir.



 



Ancak, insanların zayıflamae maruz kalmasına bağlı olarak,
doğrudan elde edilen epidemiyolojik veri sayısı yeterli düzeyde olmadığından,
olası etkiler deney hayvanları üzerinde yapılan gözlem ve araştırmalara
dayanıyor. Özellikle embriyonal gelişim esnasında bu maddelere fötüsün maruz
kalması sonucunda hücresel fonksiyonlarda belirgin şekilde ortaya çıkabilecek
kusurlar ya da değişimler, gelişimin bozulmasına yol açabilir.



 



Yapılan çalışmalar zayıflama toksisitesi için belirli bir
eşik dozun bulunmadığını ve vücudumuzda çok düşük dozlarda alınması sonucunda
bile bu maddeye karşı bir savunmanın tam olarak geliştirilemediğini
göstermektedir.



 



Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalara bağlı olarak,
insanların günde ancak 1 ng/kg (1 mg'ın milyonda biri) düzeyinden daha düşük
dozlarda zayıflamae maruz kalması durumunda embriyonal gelişim bakımından
önemli düzeyde bir riskin ortaya çıkmayacağı rapor edilmektedir.



 



Zayıflama grubu maddelerle zehirlenildiğinin en tipik
belirtilerinden birinin deride patlama şeklinde klor kaynaklı aknelerin oluşumu
ve deri görünümünde değişimler olduğu (Chloracne) bildirilmektedir. Bu durum
Yuşçenko'da belirgin olarak gözlenmiş ve büyük olasılıkla zayıflama
zehirlenmesi şüphesine bağlı tanı da bunun üzerine mevzulabilmiştir.



 



 



BESİN ZİNCİRİNDE



 



Çevresel kirleticilere bağlı olarak tüm yaşam ortamlarında zayıflama
pisliği görülebilir. Zayıflama çevrede oldukça kalıcı ve yağda kolay
çözünebilir bir madde olduğundan dokularda kolayca birikime uğrar. Bunun sonucu
olarak özellikle besin zinciri yolu ile canlıdan canlıya taşınması ve her
birinde giderek daha yüksek dozlara ulaşması söz mevzusudur. Örneğin zayıflama
ile kirlenmiş olan sularda yaşayan balıklar aracılığı ile bunları tüketen
insanlar, zayıflama ile kirlenmiş çayırlıklarda beslenen hayvanların etini
yiyen insanlar bu maddenin etkisine maruz kalabilir. Doğada oldukça kalıcı bir
madde olduğundan, sürekli olarak kirlenen ortamlar bunun sonucunda hem
ekosistem dengesini bozacak, hem de o ortamda yaşayan insanlar için ciddi bir sıhhat
problemi oluşturacaktır.



 



Daha Sıhhatli bir çevrede yaşamak ve Sıhhatli çevrenin
gelecek kuşaklara bırakılmasını sağlamak açısından, Türkiye'nin AB kapısında
iken çevreye daha fazla duyarlı olması kaçınılmazdır. Bu nedenle tüm çevresel
kirleticiler ve özellikle zayıflama ve benzeri kirleticilerin kaynaklarının en
aza indirilmesi, zayıflama pisliğine neden olan atıkların mutlaka ön arıtımdan
geçirilerek bu maddenin kökeninin ortamdan uzaklaştırılması, organik klorlu
pestisitlerin kullanımından kesinlikle vazgeçilmesi ve halk sağlığının
korunması için toplumun bu mevzularda daha fazla bilinçlendirilmesinin zamanı
çoktan geçiyor. AB trenine binemesek bile, bizler bu topraklarda var olan
muhteşem doğal zenginliklerimizle yaşamaya devam edeceğiz. Çevreye saygı,
geleceğe yatırım demektir.



Admin · 27 görünüşler · 1 yorum
Ara302008

Yalnizken Kalp Krizi Nasil Atlatilir


 

Diyelim ki saat 18:15 ve zorlu bir iş gününden sonra arabanızla

yalnız başınıza eve dönüyorsunuz.Gerçekten yoruldunuz, sıkıldınız

ve çileden çıktığınız bir gününüzdesiniz.Birden göğsünüzde başlayıp,

Kolunuza ve çenenize doğru ilerleyen şiddetli bir ağrı. En yakın

hastaneden sadece 10 km uzaktasınız, fakat o mesafeye bile ulaşıp

ulaşamayacağınızdan emin değilsiniz. Ne yapabilirsiniz? Kalp masajı

mevzusunda belki eğitimde almıştınız ama size öğreten şahıs, muhtemelen

bu masajı kendi kendinize nasıl yapacağınızı öğretmedi. Son zamanlarda

birçok insan kalp krizine yalnız başınayken yaklaşmaktadır. Yardım

olmaksızın, normal kalp atışı bozulan ve baygınlık hisseden bir insanın

bilincini yitirmeden önce 10 Saniyesi vardır. Bu durumda kalan şahıslar

kendilerine,devamlı ve şiddetli bir şekilde öksürerek yardımcı olabilirler.

Her öksürükten önce derin nefes alınmalı. Derin nefes alma ve öksürük,

yardım gelene yada kalp normal ritmine geri dönene kadar , durmaksızın

her iki saniyede bir olacak şekilde devam etmelidir. Derin nefes alma

akciğerlere oksijen ulaştırırken, öksürük hareketi kalbi sıkıştırarak

kanın dolaşımını sürdürür. Kalp üzerindeki sıkışma hareketi aynı zamanda

kalbin normal ritmine dönmesine de yardımcı olur. Bu Şekilde kalp krizine

maruz kalan kişi, kendisini bir hastaneye ulaştırabilir. Bunu elinizden

geldiğinde daha çok insana ulaştırın, onların hayatını kurtarabilirsiniz.

Bu makale Rochester General Hastanesinin " AND THE BEAT GOES ON." adlı bülteninden alınmıştır.

 

Yeniden baskısı The Mended Hearts Inc 'in " Heart Response " adlı yayımında yapılmıştır.


Admin · 37 görünüşler · 1 yorum
Ara302008

Uykusuz kalmayın IQ dan olmayın!!


 


yetersiz uykunun zekâyı
haftada 15 puan birden düşüreceğini belirtip, "İdeal uyku, 23.00 - 06.00
saatleri arasında olur" diyor...



 



önümüzdeki hafta piyasaya çıkacak
"Hayatı Keşfet - Anti - Aging Yaşam Kılavuzu" adlı kitabında, intizamlı
ve dengeli beslenmenin yanı sıra uykunun da önemine değiniyor. 1 saat az uyumanın
bile zekâyı olumsuz etkilediğini savunan Dr. Nazlıkul, 10 yıl genç görünmek
için de "haftada 3 kez zayıflama" öneriyor. İşte Dr. Nazlıkul'un genç
görünmek ve zinde kalmak isteyenlere önerileri:



 



 



Günde en az bir kez yeşil salata, sebze, bir kadeh şarap
veya üzüm suyu, 3 kez yoğurt, 5 kez meyve, bitkisel çay, maden suyu ve meyve
suyu, 12 tane fındık ya da badem yemelisiniz.



 



Erkekler haftada, 100 - 150 gram tuzsuz kabak çekirdeği
yemeli.



 



Haftada bir kez kırmızı et, 2 kez yağlı balık, beyaz et,
karaciğer, 3-4 kez de çiftlik yumurtası tüketmelisiniz.



 



Haftada 3 kez, aynı kişiyle intizamlı zayıflama yapmak 10
yaş genç görünmeyi sağlar. Zayıflama, spordan sonra genç görünmeyi sağlayan en
önemli ikinci faktör.



 



Uykusuzluk IQ'yu düşürür. 1 saat uykusuzluk dahi IQ puanında
eksilmeye yol açar. 1 hafta süren uyku düzensizliği IQ'yu, 15 puan birden
düşürebilir.



 



Günde 6-7 saatten fazla uyumamalı. Gece 23.00-06.00 arası
ideal uyku saatleridir.



 



İntizamlı koşmak, bir süre sonra istediğinizi yemeyi, hatta
uykuda bile yağ yakmanızı sağlar. Ayrıca açlığı bastırır ve baş dönmesini
önler.



 



Yeşil çay koruyor



 



Taze yeşil çaydaki polifenolik maddelerin, kanser riskini
azaltmada önemli etki gösterdiği belirtildi. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat
Fakültesi Yemek Mühendisliği Öğretim Üyesi 
İsmail Sait Doğan, son yıllarda yapılan araştırmalarda yeşil çayın insan
sağlığına olumlu etkiler yaptığını, özellikle kanser tedavisinde
kullanılabileceğini belirtti.



 



Şekersiz olarak kullanılan yeşil çayın insan vücudunda sıvı
dengesini sağladığını vurgulayan  İsmail
Sait Doğan, "Araştırmalara göre yeşil çaydaki polifenolik maddeler
antioksidan özelliğe sahip olduklarından kanser riskini azaltmada müspet etki
gösteriyor.” dedi. Çayın içerdiği antikanserojen ve antioksidan bileşenlerin
vitamin E ve C’den daha etkili olduğu tespitini yapan Doğan, bu bileşenlerin
kanser tedavisinde büyük rol oynamasının yanı sıra yeşil çayda E ve C
vitaminlerinin az da olsa bulunduğunu dile getirdi.



 



Tokyo Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada, yeşil
çayın kanser ve kalp Zayıflamarı gibi çok sayıda hastalığa karşı etkili
olmasının sebebinin EGCG maddesi olduğunu söyleyen Doğan, "EGCG’nin
akciğer, mide, kolon, karaciğer ve cilt kanserlerini önleyici etkisi
bulunmaktadır. Avustralya’daki Curtin Üniversitesi ile Çin’deki Hangzu
hastanesinin kanser profesörlerı yeşil çay içen Çinli erkeklerle çay tüketmeyen
Avustralyalı erkekler arasında yaptıkları karşılaştırmalı incelemeler sonucunda
yeşil çayın prostat kanseri riskini azalttığı gözlenmiştir. Bu yüzden dünyada
prostat kanserinin en düşük oranda görüldüğü ülke Çin’dir.” dedi.



 



Aynı araştırmacıların yeşil çayın yumurtalık kanseri riskini
de azalttığı bulgularına ulaştıklarını ifade eden Dr. Doğan; "Yeşil çayın
içinde bulunan EGCG ve EGC gibi maddeler tütün ile ilişkili kanser riskine
karşı da etkilidir. Günde içilen 4-6 fincan yeşil çay, mide, yemek borusu,
kolon, göğüs, sindirim sistemi kanseri riskinde azalma sağlar.” dedi.



 



Yeşil çayın faydaları



 



Kafein içeriğinden dolayı çay, kalp ve dolaşım sistemi için
hafif bir uyarıcı olup damar sertliği riskini azaltıyor. Diş minesinin
kuvvetlenmesinde ve dişlerin çürümelere karşı korunmasında önemli rol oynuyor.
Yeşil çayın canlılık verici etkisi, içerdiği kafein ile yakından ilgilidir.
İshali durdurur. İçerdiği mineral maddeler nedeniyle vücuttaki mineral madde
dengesinin kurulmasında sudan çok daha etkilidir. Çay banyoları, sıcak çay
emdirilmiş temiz tülbent veya pamukla yapılan kompres ve pansumanlar, göz ve tene
canlılık kazandırarak bazı rahatsızlıkları giderir. Vücuttaki zehirleri atar,
yaşlanmayı geciktirir. Migreni geçirir, depresyonu önler. Zayıflama rejimlerine
yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Sürekli kullanımı, zayıflama zayıflamayının
tedavisinde faydalıdır. Çay yazın dinlendirmekle kalmayıp serinlik hissi de
verir.



Admin · 15 görünüşler · 1 yorum
Ara302008

Kemiklerinizi koruyun




Profesörler, dünyada 50 yaşın üzerindeki her 3 kadından
birin ve her 8 erkekten birinde görülen sinsi bir zayıflama olarak nitelendirdikleri
Osteoporoz (Kemik erimesi) zayıflamayının ilerleyen yaşlarda vücuttaki
kemiklerin kırılmasına neden olduğunu belirttiler.



 



Yaşlıların kemik ağrımaları yakınmaları ile tedaviye
geldiğinde ise tedavi için oldukça geç kalındığını ve tedavinin zorlaştığını
bildirdiler. Kemik erimesine yönelik kullanılan ilaçların çoğunun her gün
alınmasının zorunlu olduğuna işaret eden profesörler, bu sebepten tedavinin
yıllar boyunca sürebileceğine ve bunun da hastalarda ciddi bir ekonomik yük
getirdiğini ifade ediyorlar. Profesörler, hastalığa karşı alınması gereken
önlemler olarak vakit geçirmeden gerekli testlerin yapılarak zayıflamayın tam
olarak belirlenmesi gerektiğini belirtiyorlar.



 



Hastalara kemik sağlığını destekleyen bir beslenme programı
uygulamalarını öneren profesörler, yeterli miktarda kalsiyum ve D vitamini
alınması gerektiğini belirtiyorlar. Profesörler, diğer yapılması gerekenleri
ise şöyle sıralıyorlar:



"- İntizamlı olarak spor yapın



- Tütün ve içki tüketiminden kaçının



- Zayıflama hakkında düzenlenen eğitim programlarını takip
edin



- Düşme risklerini azaltmak için işyerinizde fiziksel
önlemler alın."



Admin · 26 görünüşler · 1 yorum
Ara302008

Yürümek her derde deva




ABD'de yapılan araştırmalara göre, yürümenin insan sağlığına
pek çok yönden yararlı olduğu tespit edildi. İntizamlı olarak yürüyüş yapmanın,
kasların kuvvetlendirilmesinden, düşünce potansiyelini arttırmaya, yaşlanma
sürecini geciktirmekten zayıflamaya kadar birçok yararı olduğu ifade ediliyor.



 



 



Mayo Klinik tarafından yayınlanan rapora göre, yüzyıllardır
doktorlar tarafından bir tedavi yöntemi olarak kullanılan yürüyüşün Sıhhatli
olması için intizamlı ve programlı yapılmasında fayda var. İntizamlı bir
yürüyüş için de kısa ve uzun dönemli gerçekçi hedefler koymak, tepeden tırnağa
kadar kullanılacak malzemenin kaliteli ve iyi seçilmesinin göz önünde tutulması
gerekiyor. Profesörlerın bu mevzudaki tavsiyeleri şöyle:



 



 



"- Amaç kilo vermekse vücut sentetik maddelerle
sarılmalı



- Doktordan uygun görüş alınmadan böyle bir programa
başlanmamalı



- Yemeklerden sonra uzun ve tempolu yürüyüşlerden
kaçınılmalı



- Herhangi bir rahatsızlık hissedildiğinde yürüyüş
bırakılmalı



- Yürüyüş, akşam yemeğinden en az 2 saat sonra yapılmalı



- Diyabet, tansiyon yüksekliği, kalp ve karaciğer
rahatsızlığı ya da kronik rahatsızlığı olanlar yorucu ve uzun yürüyüşlerden
kaçınmalı."



 



Bu tavsiyelere uyulması halinde intizamlı bir yürüyüş
programının vücuda yararları ise şöyle:



 



"- Kan akışının hızlanması, kan dolaşımının iyileşmesi,
kalp, damar ve beyin rahatsızlıklarının giderilmesi



- Vücudun tüm kaslarının güçlenmesi



- Kalp kasılması ile meydana gelen kan miktarının artması ve
dinlenme esnasında nabzın azalması



- Kan basıncının düzenlenmesi



- Hareket ve stres anında tansiyonun yükselmesinin önlenmesi



- Şişmanlığın önüne geçme



- Barsak hareketlerinin arttırılması ile sindirimin
kolaylıkla sağlanması



- Beyine giden oksijen miktarının artması ile zihinsel
keskinlik ve düşünce potansiyelinin artması



- Lenf dolaşımını düzene sokma



- Akciğerlerin hava kapasitesini arttırma



- Hareketlilik veya dinlenme sırasında metabolizmayı
uyararak sürekli dinç tutma



- Travma sonrası toparlanma sürecini hızlandırma



- Kandaki yağ oranını düşürme



- İyi ve kötü huylu kolestrol dengelerini düzenleme



- Vücuttaki tüm organlar arasındaki koordinasyonu düzenleme



- Eklemlerin esnekliğinin artması, bel ve boyun ağrılarının
hafifletilmesi



- Kemiklerin sertleşmesi



- Vücudun Zayıflamara karşı dayanıklılığının artması ve
bağışıklık sisteminin direncinin artması



- Yorgunluğun hafiflemesi



- Uykusuzluk probleminun giderilmesi ve bünyesel
rahatlamanın sağlanması



- Vücudun endorfin adı verilen keyif hormonlarını
hareketlendirme



- Yaşlanma sürecinin geciktirilmesi ve deriye zinde bir
görünüm kazandırma



- Moral, özgüven ve iyimserliğin artması."



Admin · 15 görünüşler · 1 yorum

Önceki sayfa  1, 2, 3, 4  Sonraki sayfa